04 Ekim 2007

HAYAT

Hayat; saçın, derinin rengi değildir.
Nerede yaşadığın veya hangiokula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyibaşardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güvengeliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanlarınsahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yöndeetkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.

İnsanların en acizi dost edinemeyen,ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Charles Eguone

27 Ağustos 2007

Klavyede yanlış bir tuşa dokundum, tüm karakterler uçtu !

1999’da başlamıştım hayatımın ilk özel televizyonuna, çok heyecanlıydık ne umutlarımız vardı bizim! Ne kadar gururluyduk, mesaimizi Attila İlhan, Semih Balcıoğlu, Cemal Kutay, Melih Kibar gibi şimdi rahmetle andığımız daha niceleriyle paylaşıyorduk. Önce insandı onlar, dürüstlerdi, bize olgunluğu, ağırbaşlılığı, gururu öğrettiler. Ağabeylerimiz vardı bizim orada. Cihat Şener, Burhan Şeşen, Kerem Görsev, onlar sanki mahallenin ağabayleriydi, iyi günümüzde olduğu gibi kötü günümüzde de hep bizlerleydi. Bize kardeşliği, dostluğu, bağışlamayı öğrettiler. Dostlarımız vardı, sevgili Özgür, sevgili Duygu, sevgili Erkan gibi, yüreklerimiz hep aynı atardı onlarla, yalansız, doğru, tertemiz. Hedeflerimiz vardı bizlerin. Çalışma arkadaşlarım vardı benim, bana yöneticiliği öğrettiler. İlkeliydik hepimiz. Hep çalıştık...

Sonra ne mi oldu ? İlk virüs 2000 yılında girdi televizyona, sonra diğerleri onu izledi ! Artık o hedefler koyup, bir yere getirmek için gece gündüz çalıştığımız televizyonumuz da trojenler at koşturuyordu. Tek tek koptu ya da kopartıldı inandığımız, çalışmaktan gurur duyduğumuz, sevdiğimiz insanlar, dostlarımız !

İşte tam da bu sırada yinede inancımızı yitirmeden, tekrar herşey düzelecekmiş gibi düşünürken “Klavyede yanlış bir tuşa dokundum, tüm karakterler uçtu ! “ Karakterlerinin var olduğunu sandığım insanlarında aslında olmadığını gördüm. Kimdi bunlar, kimdi bu karakter yoksunları, kendini ifade etmekten aciz, embesil, patron yalakaları. Çok basit bunlar eski dost bildiğimiz ancak şimdinin Medya Maymunlarıydı .

Artık ne inandığımız insanlar kalmıştı orada, ne dostlar, ne de hedefler ! Artık hedefeler belliydi !

Bugün Berat Kandili, içimden geldi bende bunları yazdım. Birileri o televizyonda çok ah aldı, çok can yaktı, çok kişiyi üzdü, hatta aileleriyle beraber. Benim birilerini affetmem ne kadar önemli bilmiyorum ama, asıl allah affetsin onları. Ancak ben affetmiş olsam da iki kişiye hakkımı helal etmiyorum. Onları da herkes biliyor zaten...28/8/2007

21 Ağustos 2007

CAN DOSTUM !

Serüvendir yaşamak ; Ne getirir, ne götürür belli olmaz, Birgün ağlar, birgün gülersin. Hani bazen manasızdır yaşamak ; Ot gibiyim der dalar gidersin, Bir film şeridi gibi geçerken yaşadıkların, Bir iki kareye takılır gözlerin, O karelerden sevgi akar damarlarına, Birden canlanır, dirilir, güçlenirsin. Gün olur araya yollar, yıllar girer, Ama hep taze sımsıcaktır anılar, Hatırlayınca gülümsersin. Korkmazsın. . . Buz üzerine yazılı değildir yitip gitmez, Onunla alıp verdiklerin, Bilirsin, O benim " CAN DOSTUM " dersin...

28 Temmuz 2007

ADAM GİBİ ADAM OLMAK !

Bu şiir Bülent Ecevit'in bir çevirisi, okuyunca çok hoşuma gitti, paylaşmak istedim ben de :) Adam gibi adam olanlarla :)


Adam Gibi Adam Olmak

Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
Sen aklı başında kalabilirsen eğer
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
Hem kendine güvenebilirsen eğer

Bekleyebilirsen usanmadan
Yalanla karşılık vermezsen yalana
Kendini evliya sanmadan
Kin tutmayabilirsen kin tutana

Düşlere kapılmadan düş kurabilir
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
Ne kazandım diye sevinir
Ne yıkıldım diye yerinir
İkisini de önem vermeyebilirsen eğer

Söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
Kandırabilir diye safları dert edinmezsen
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
Yeniden koyulabilirsen işe

Döküp ortaya varını yoğunu
Bir yazı turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın diline
Baştan tutabilirsen yolunu

Yüreğine, sinirine “dayan” diyecek
Direncinden başka şeyin kalmasa da
Herkesin bırakıp gittiği noktaya
Sen dayanabilirsen tek başına

Herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
Unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
Dost da düşmanda incitemezse seni
Ne küçümser nede büyültürsen çevreni

Her saatin her dakikasına
Emeğini katarsan alın terine
Hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
Her şeyiyle dünya önüne serilir
Korktuğun yerde el öpmez
Hükümran olduğun yerde ezmezsen
Oğlum adam oldun demektir
Üstelik ADAM GİBİ BİR ADAM

Şiir: Rudyard KİPLİNG (1865-1936)
Şiir çeviri: Bülent ECEVİT

21 Nisan 2007

İhtiyar balıkçı, Karayibler'de 85 gün olta salladıktan ve eve eli boş döndükten sonra bir gün iyice açılıp "büyük balık"ı yakalar. Lâkin kıyıya dönerken, yedeğine aldığı teknesinden yarım metre daha büyük olan bu kılıç, yol boyu kan kokusuna gelen canavar köpekbalıklarınca didik didik edilir. Bu korkunç mücadeleden elinde kala kala dev balığın iskeleti kalmıştır.

Kan revan içinde, uykusuz ve bitkin sahile yanaşırken "Beni adamakıllı yendiler... Hem de ne yeniş." diye geçirir içinden. Sonra silkinir ve yüksek sesle şunu söyler: "Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar..."

Hayat yolculuğumuz da öyle değil midir? Kimi için güzel bir kadındır "büyük balık", kimi için zengin bir damat... İyi bir hayat...

Hayırlı evlat... Ya da müstakil ev, son model araba, sınırsız servet...

Kimi, "büyük balık"ı hiç göremeden ölür. Kimi, bir kez tuttu mu, bir daha açılmaz hiç... Onunla gömülür.

Kimi ise; yaşam denilen, şakaya gelmez deryanın dalgalarında yalpalana yalpalana arar büyük balığı bir ömür boyu... Açıldıkça bulma şansıyla birlikte artar, yitirme ihtimali...

Zor bulanlar, çabuk yitirir bazen... Acımasızca yağmalanır ve sonuçta elde bir kılçıkla kalakalırlar.

Yenilgi değildir onlarınki aslında... Olsa olsa biraz fazla açılmışlardır.

Ama insanlık, kısmen de, onların fazla açılması sayesinde ilerler.

Ne dersin sevgili dostum, biz fazla mı açıldık , yoksa köpek balıkları o kadar yakına , içimize kadar girdi mi?

20 Nisan 2007

İlk Mesaj

Başka bir dostumda zamanında bana aynı sürprizi yapmıştı iki sene önce. Kısa bir telefon mesajıyla gelen haberde "www.gizliyuz.blogspot.com" adresine baksana demişti.. O gün bugündür, yazmaya devam ederim. Keyifli birşey. Ben günlük olarak kullanıyorum, bakalım sen ne olarak kullanacaksın sevgili dostum:) Hadi bakalım kolay gelsin...